İnceleme 20 · Roma III

Kaynak eleştirisi · mesafe · eşik sorusu

Kanıt Ne Kadar Uzakta

Bu yazı bir tek şeyi ölçüyor: bir kaynağın anlattığı olaya olan uzaklığını. Çünkü "İsa var mıydı" sorusunun cevabı inançla değil, mesafeyle belirlenir — ve mesafe ölçülebilir bir şeydir.

Bu yazının sorusu

1. yüzyılda Yahudiye'de, Pilatus tarafından idam edilmiş böyle bir kişi yaşadı mı?

Tarihsel bir soru. Kaynakları var, yöntemi var, cevabı var.

Bu yazının sorusu değil

Ona atfedilen mucizeler gerçekleşti mi? Anlatılanlar doğru mu?

Tarih yöntemi bu soruya ulaşmaz. Bu yazıdan buna dair bir sonuç çıkarılamaz — iki soruyu birleştirmek her iki taraftaki tartışmanın da en yaygın hatasıdır.

01 — Yöntem

Önce eşiği belirlemek gerekiyor

"Kanıt yeterli mi" diye sormadan önce şunu sormak lazım: 1. yüzyılda taşrada yaşamış, seçkin olmayan bir kişi için normalde ne kadar kanıt olur?

Cevap rahatsız edici: neredeyse hiç. Roma İmparatorluğu'nun 60 milyon civarındaki nüfusundan geriye adı kalmış insan sayısı, toplamın binde birinin çok altındadır. Yazı bilen azınlıktı; yazdığı korunan daha da azınlık. Bir taşra vaizinin adının herhangi bir yerde geçmesi beklenmedik bir durumdur, beklenen değil.

Bu yüzden "çağdaş bir Roma kaydı yok" itirazı, kulağa güçlü gelse de yanlış eşiği kullanır. Aynı ölçüt uygulandığında Hillel, Honi, Vaftizci Yahya, Theudas ve döneminde ün kazanmış diğer figürlerin çoğu da "yok" sayılmak zorunda kalır. Bir imparator için beklenen kanıt düzeyini bir taşralıdan istemek, ölçüm hatasıdır.

Doğru soru şu: bu kişi hakkındaki kayıtlar, aynı dönemin benzer figürleriyle karşılaştırıldığında nerede duruyor? Ve bunu ölçmenin en dürüst yolu tek bir değişkeni kullanmak: kaynak, anlattığı olaydan kaç yıl sonra yazılmış?

02 — Ölçüm

Mesafe merdiveni

Her çubuk, o kaynağın olaya olan uzaklığını gösteriyor. Kısa çubuk = yakın tanıklık. Karşılaştırma için en altta bir kontrol vakası var.

Kaynak
olay (~30)
+25 yıl
+50
+75
+100
Pavlus'un mektuplarıy. 50-60 · Grekçe
~23 yıl
birinci ağızdan tanıklık
Markosy. 70 · anlatı
~40 yıl
en erken anlatı
Matta / Lukay. 80-90 · anlatı
~55 yıl
Markos'a bağlı
Josephus, Ant. 2093-94 · Yahudi tarihçi
~63 yıl
taraf değil · az tartışmalı
Josephus, Ant. 1893-94 · Testimonium
~63 yıl
müdahale görmüş — aşağıda
Yuhannay. 90-110 · anlatı
~70 yıl
teolojik olarak en gelişmiş
Genç Pliniusy. 112 · vali mektubu
~82 yıl
Hristiyanları belgeliyor
Tacitus, Annales 15.44y. 116 · Romalı tarihçi
~86 yıl
bağımsız Roma kaydı
Suetonius, Claudius 25y. 121 · "Chrestus"
~91 yıl
belirsiz · zayıf
KONTROL: Philostratosy. 220'ler · Tyanalı Apollonius
~125 yıl
iddiaya doğrudan tanıklık eden kayıt dolaylı veya zayıf karşılaştırma için kontrol vakası

Merdivenin gösterdiği: en yakın kayıt ~23 yıl uzakta ve birinci ağızdan. Aynı dönemin bir başka mucize anlatıcısı için elimizdeki tek kaynak ise ~125 yıl uzakta. Bu fark, "iki figür de aynı derecede efsanevi" ve "kanıt tartışılmaz" tezlerinin ikisini birden zayıflatıyor.

03 — Kayıtlar

Elimizde tam olarak ne var

Her kaydın ne söylediğini ve ne kadar ağırlık taşıdığını ayrı ayrı işaretliyoruz.

Pavlus, Galatyalılar 1:19 y. 50'ler · ~23 yıl sonra en güçlü tekil kayıt

Pavlus, Kudüs'e gittiğini ve Rab'bin kardeşi Yakup ile görüştüğünü birinci ağızdan yazıyor. Bu, hem bir Hristiyan kaynağı hem de bir tanışma beyanı: yazar, konusu olan kişinin kardeşiyle oturduğunu söylüyor.

Değerini yükselten şey mesafenin kısalığı ve iddianın türü: bu bir mucize anlatısı değil, sıradan bir biyografik ayrıntı — ve uydurulması hâlinde onu tanıyan insanlar hayattayken çürütülebilecek bir ayrıntı.

Josephus, Eskiçağ Tarihi 20.200 93-94 · ~63 yıl sonra az tartışmalı

Yahudi tarihçi, MS 62'de idam edilen bir Yakup'tan söz ederken onu Mesih denilen İsa'nın kardeşi diye tanımlıyor. Kısa, geçerken söylenmiş, övgü içermeyen bir ifade.

Tam da bu yüzden güçlü: bir Hristiyan müdahalesi olsaydı bundan çok daha fazlasını söylerdi. Aşağıdaki tartışmalı pasajın aksine, bu satır alanda geniş kabul görür.

Josephus, Eskiçağ Tarihi 18.63 93-94 · Testimonium Flavianum müdahale görmüş

Uzun ve övgü dolu bir pasaj. Sorun açık: bir Yahudi tarihçinin kaleminden O, Mesih'ti cümlesi çıkmaz. Bu cümlenin sonradan eklendiği neredeyse evrensel olarak kabul edilir.

Asıl tartışma pasajın tamamının mı yoksa bir kısmının mı eklendiği. Bunu aşağıda sayılarla açıyoruz — çünkü bu tartışma, "bilimsel uzlaşı" denen şeyin gerçekte neye benzediğinin iyi bir örneği.

Tacitus, Annales 15.44 y. 116 · ~86 yıl sonra bağımsız · sahih

64 yangınının ardından Neron'un suçu Hristiyanlara yüklemesini anlatırken, adın kaynağı olan kişinin Tiberius döneminde vali Pontius Pilatus tarafından idam edildiğini yazıyor.

Bir Romalı senatör-tarihçinin, açıkça küçümseyerek yazdığı bir pasaj. Pasajın sahihliği ve bağımsız bir Roma kaydı olarak değeri alanda geniş kabul görüyor. Bir sonraki bölümde bu pasajın bir hatasının nasıl kanıt ürettiğini göreceğiz.

Genç Plinius, Mektuplar 10.96 y. 112 · vali yazışması konu dışı kayıt

Bitinya valisi Plinius, Hristiyanlara ne yapacağını Traianus'a soruyor; onların şafakta toplanıp Christus'a bir tanrıya söyler gibi ilahi söylediklerini aktarıyor.

Bu belge Hristiyanların varlığını ve ibadet biçimini kanıtlar; İsa'nın tarihselliğine dair bağımsız bir tanıklık değildir. Sık sık yanlış yerde kullanılır — burada doğru yerine koyuyoruz.

Suetonius, Claudius 25.4 y. 121 · "Chrestus" belirsiz

Claudius'un Yahudileri Roma'dan kovmasını, Chrestus'un kışkırtmasıyla çıkan huzursuzluğa bağlıyor. Chrestus o dönemde yaygın bir köle adıdır ve pasaj başka birinden söz ediyor olabilir.

Kanıt değeri düşük. Bu listede yer alması, savunucu literatürde sık kullanıldığı için — güçlü olduğu için değil.

04 — Uzlaşı neye benzer

Testimonium: bir tartışmayı sayılarla görmek

"Bilim insanları hemfikir" cümlesi çok kullanılıyor. Bu pasaj, o cümlenin altını açmak için iyi bir vaka.

Bir literatür taramasında değerlendirilen 52 akademisyenin dağılımı

Josephus'un 18. kitaptaki pasajı hakkında alınan pozisyonlar. Bu bir anket değil, yayımlanmış görüşlerin bir derlemesi — yani alanın tamamının sayımı sayılamaz.

4
6
20
9
13
4Pasaj tamamen özgün
6Büyük ölçüde özgün
20Özgün, bazı eklemelerle
9Özgün, birçok eklemeyle
13Tamamı sonradan eklenmiş

Okunuşu: ortadaki iki grup (29 kişi, %56) bir özgün çekirdek + Hristiyan müdahalesi modelinde birleşiyor. Ama %25'lik bir azınlık pasajın tamamının sahte olduğunu savunuyor — ve bu azınlık küçümsenecek kadar küçük değil. "Uzlaşı" burada oybirliği değil, bir eğilim demek.

Çekirdek modelini destekleyen somut bir bulgu var: 9.-10. yüzyıla ait Arapça ve Süryanice aktarımlar pasajı büyük ölçüde aynı biçimde veriyor ama en şüpheli iki ifadeyi — O, Mesih'ti ve eğer ona insan denebilirseiçermiyor. Yani metnin müdahaleden önceki hâline dair bağımsız bir iz var.

Dürüstlük payı: bu alanda kurumsal bir yanlılık riski vardır — Yeni Ahit çalışmaları akademisyenlerinin önemli bir bölümü dinî kurumlarda çalışır. Bunu görmezden gelmek yanlış olur. Ama itiraz burada soyut kalmıyor, sınanabiliyor: varlık maddesinde hemfikir olan iki standart eserden birinin yazarı Katolik rahiptir (John P. Meier, A Marginal Jew, cilt 1, Doubleday 1991), ötekininki agnostiktir (Bart D. Ehrman, Did Jesus Exist?, HarperOne 2012) — ve ikincisi kitabını doğrudan varlığı reddeden konuma cevap olarak yazmıştır. İnanç konumu uçtan uca değişiyor, varlık maddesindeki sonuç değişmiyor. Yanlılık argümanı bu maddeyi tek başına düşürmüyor.

05 — Ters kanıt

Tacitus'un hatası, pasajı güçlendiriyor

Bir metindeki yanlışlık, bazen o metnin sahihliğinin en iyi kanıtıdır.

Tacitus, Pilatus'u procurator unvanıyla anıyor. Ama 1961'de Kayseriye (Caesarea Maritima)'da bulunan taş yazıtta Pilatus'un unvanı praefectus — yani "vali" değil, farklı bir idari sınıf. Pilatus'un görev yaptığı dönemde Yahudiye valileri praefectus'tu; procurator unvanı sonraki bir dönemin kullanımıdır.

Bu bir hata. Ve tam da bu yüzden değerli: Tacitus bu bilgiyi bir Roma arşiv kaydından kopyalamış olsaydı, doğru unvanı yazardı. Yanlış unvanı yazması, kendi döneminin dilini kullandığını — yani pasajı kendisinin kaleme aldığını gösteriyor. Sonradan araya sokulmuş bir Hristiyan eklemesinin, hem küçümseyici bir üslup tutturup hem de bu tür bir idari anakronizm yapması beklenmez.

İkinci bir iz aynı yönü gösteriyor: pasajı taşıyan en eski elyazmasında sözcük chrestianos biçiminde yazılmış, sonradan christianos olarak düzeltilmiş. Chrestus yaygın bir köle adıydı — dışarıdan bakan, adı tam bilmeyen birinin yazımı. Bir Hristiyan kopyacı kendi dininin adını yanlış yazmaz.

Bu, serinin tekrar eden yöntem dersi: bir kaydın kusuru, çoğu zaman kusursuzluğundan daha bilgilendiricidir. Persepolis yazısında arşiv tabletlerinin sıradanlığı aynı işi görmüştü — kimse propaganda için işçi tayınını kaydetmez.

06 — İddia

"Roma'nın uydurması" tezi

Ciddiye alınması gereken bir soru, çünkü Roma'nın dini siyaseten kullandığı doğru. Ama tezin üç somut sorunu var — ve üçü de test edilebilir.

Sorun 1

Kronoloji ters işliyor

Roma'nın Hristiyanlıkla ittifakı 313'te başlar, devlet dini ilanı 380'dedir. Hareket o tarihte zaten yaklaşık üç yüz yıllıktır ve imparatorluk nüfusunun kayda değer bir bölümünü kapsamaktadır.

Bir yönetim aracı olarak uydurulmuş olsaydı, uyduranın onu üç yüz yıl boyunca kullanmaması gerekirdi. Roma bir kitle yaratmadı; var olan bir kitleye katıldı.

Sorun 2

Kendi uydurduğunu neden idam etsin?

Roma, bu dönem boyunca Hristiyanlara dönem dönem zulmetti — mülk müsaderesi, idam, sistematik dalgalar. Ölçeği tartışmalı ama gerçekliği değil.

Bir devletin, kontrol amacıyla kendi imal ettiği inancın mensuplarını yüzyıllarca kovuşturması açıklanması güç bir davranıştır. Tez bunu açıklamak zorunda ve açıklamıyor.

Sorun 3

Uydurulan hikâye bu olmazdı

Merkezdeki figür bir Roma valisi tarafından çarmıha gerilmiş bir taşralıdır. Çarmıh, Roma'nın asilere ve kölelere ayırdığı, kasıtlı olarak aşağılayıcı bir infaz biçimiydi.

Roma'nın itaat üretmek için tasarlayacağı bir anlatının merkezine, kendi idam ettiği bir mahkûmu koyması beklenmez. Bu ayrıntı uydurmacılığın aleyhine çalışır — çünkü uyduran taraf için utanç vericidir.

Ne diyoruz, ne demiyoruz: "Roma uydurdu" tezi akademik literatürde kabul görmüyor ve yukarıdaki üç sorunu çözmüyor. Bu, Roma'nın Hristiyanlığı sonradan biçimlendirmediği anlamına gelmez — tersine, bir önceki yazının bütün tezi Roma'nın onu derinlemesine biçimlendirdiğidir. Sonradan biçimlendirmek ile baştan icat etmek aynı şey değildir; tez tam bu ikisini karıştırıyor.

07 — Karşılaştırma

Kontrol vakası: Tyanalı Apollonius

Aynı yüzyıl, benzer coğrafya, aynı türden mucize anlatıları. Kanıt durumu aynı mı?

ÖlçütTyanalı Apolloniusİsa
En erken anlatı Philostratos, y. 220'ler~125 yıl sonra Pavlus y. 50'ler (~23 yıl), Markos y. 70 (~40 yıl)
Anlatı sayısı Pratikte tek bir eser Dört anlatı + mektuplar (ama Matta ve Luka Markos'a bağlı — tam bağımsız değil)
Kim ısmarladı Julia Domna — imparatoriçe. Saray hamiliğinde yazılmış. Hamilik kaydı yok; ilk metinler iktidar dışı bir çevreden.
İddia edilen tanık Ninovalı Damis'in anıları — çoğunluk görüşü: edebî kurgu Pavlus birinci ağızdan yazıyor ve kardeşiyle görüştüğünü söylüyor
Taraf olmayan kayıt Cassius Dio'da kısa bir anma; Tyana'da sikke ve tapınak izleri Josephus (Yahudi), Tacitus (Romalı, küçümseyerek)
Varlığı hakkında Muhtemelen yaşadı — ayrıntılar büyük ölçüde ulaşılamaz Yaşadığı ve Pilatus döneminde idam edildiği alanın geniş kabulü
Mucize anlatıları İkisi için de aynı durumda: geç, teolojik amaçlı, tarih yönteminin ulaşamayacağı iddialar. Kanıt farkı varlık sorusundadır, mucize sorusunda değil.

Paralelin tarihi de ilginç: bu karşılaştırmayı ilk kuran modern bir yazar değil. Yaklaşık 303 yılında, Diocletianus zulmünün yöneticilerinden bir Roma valisi olan Sossianus Hierocles, tam bu tezi savunan bir metin yazdı; Eusebios ona bir reddiye yazdı. Ve Hierocles'in metni bize yalnızca Eusebios'un alıntıları üzerinden ulaştı — bir polemiği sadece karşı tarafın aktardığı kadarıyla okuyoruz. Hayatta kalma yanlılığının ders kitabı örneği.

08 — Sonuç

Ne söylenebilir

Bu yazının sonucu

Varlık sorusu cevaplanabilir; içerik sorusu cevaplanamaz

Varlık: 1. yüzyılda Yahudiye'de yaşamış ve Pilatus döneminde idam edilmiş böyle bir kişinin varlığı, sıradan tarihsel eşikte karşılanmıştır. En yakın kayıt ~23 yıl uzaklıkta ve birinci ağızdan; iki ayrı taraf-olmayan tarihçi bağımsız olarak değiniyor; Tacitus'un yaptığı idari hata pasajın sonradan eklenmediğini gösteriyor.

Ölçek: Bu, dönemin seçkin olmayan figürlerinin çok üstünde, herhangi bir imparatorun çok altında bir kanıt düzeyidir. İkisiyle de karıştırılmamalı.

Cevaplanamayan: Anlatılan olayların ne kadarının gerçekleştiği. Mucize iddiaları tarih yönteminin kapsamı dışındadır — bu yazı onlar hakkında ne olumlu ne olumsuz bir şey söylüyor.

"Roma'nın oyunu" tezi, kronoloji, zulüm ve çarmıh ayrıntısı olmak üzere üç ayrı yerden kırılıyor. Ama bir önceki yazının tezi hâlâ geçerli: Roma onu icat etmedi, sonradan biçimlendirdi. Farkı görmek bu bloğun bütün meselesi.

09 — Bitmemiş işler

Dürüstçe: bilmediklerimiz

Testimonium'un özgün hâli neydi?

Bilinmiyor. Arapça ve Süryanice aktarımlar müdahaleden önceki hâle dair bir iz veriyor, ama kesin metin elde yok. %25'lik bir azınlık pasajın tamamının sahte olduğunu savunuyor ve bu görüş yaşayan bir görüş.

Anlatılar ne kadar bağımsız?

Matta ve Luka Markos'u kaynak alıyor — yani "dört bağımsız tanık" ifadesi yanlıştır. Kaç ayrı geleneğin izini sürebildiğimiz alanda tartışmalıdır.

İdam yılı hangisi?

30 veya 33 — kesinleşmedi. Bu yazıdaki mesafe hesapları ~30 kabul edilerek yapılmıştır; 33 alınırsa her çubuk üç yıl kısalır, sıralama değişmez.

Alan yanlı mı?

Kurumsal yanlılık riski gerçektir ve bu yazı onu saklamıyor. Ama varlık maddesinde uzlaşan iki standart eserin yazarlarından biri Katolik rahip (Meier), öteki agnostiktir (Ehrman); inanç konumu uçtan uca değişirken sonuç değişmiyor. Yanlılık argümanı bu maddeyi tek başına düşürmez — ama tamamen de ortadan kalkmaz.

Neden çağdaş bir kayıt yok?

Çünkü dönemin hiçbir taşra figürü için yok. Doğru soru "neden yok" değil, "bu dönem için normal olan nedir" — ve normal olan, hiç kayıt olmamasıdır.